ZAHMET OLMADAN RAHMET OLMAZ

 

 ZAHMETSİZ RAHMET OLMAZ...

 

Okyanustan bir damlacık buhar olup yola çıktı, yolda uzun mu uzun, en rahat dönemi bulut iken, aynı insanoğlunun anne karnındaki hali gibi..Damlacık dünyaya düştü, taşlı dikenli yollara vurdu kendini, tekrar okyanusuna dönmektir maksadı, ama ne çare arkasından onu devamlı takip eden nefsi var. Yol gösteriyor damlacığa aslında damlacık biliyor; okyanusa nasıl gidilecek. 

 

Nefsi ile arkadaş olmuş dinliyor onu her yol ayrımında. Arkadaşı yol gösteriyor, oda dalıyor. Görüntüde imarlı, asfaltı düzgün, nefsine uygun işaret tabelaları ile dolu yola. Arada kaza yapıyor, arkadaşı hemen devrede suç sende değil ki  karşındakinde, sen doğrusun diye fısıldıyor ona devamlı...

 

Damlacığın maksadı okyanusuna geri dönmekti ya yürüdüğü yolda ufukta bir türlü görünmüyor; ne ırmak, ne deniz, ne de okyanus. Arkadaşı ile başlıyor muhasebeye. Ben seninle tanışmadan önceki halimi düşünüyorum da; billur gibi tertemiz saf bir damlacıktım. Şu halime bak her türlü zararlı mikropları bünyemde bulunduruyorum. Beni böyle gören diğer saf damlacıklar aramıza karışacak diye korkuyorlar, kendilerini kirletmemden korkuyorlar. Ben görüntüde düzgün, senin koyduğun işaretlerle dolu olan yolu terk ediyorum. Bana verilen Rehberimle arama girme, beni okyanusuma döndürecek ancak odur diye düşüncelerine arkadaşlarına anlatıyor.

 

Vuruyor kendini taşlı, çakıllı, dikenli yollara. Bakıyor ki her taşlı, dikenle temasında temizlendiğini görüyor, daha da içten sarılıyor. O seçtiği dikenli taşlı yola ama yinede arkadaşı peşini bırakmıyor. Sende gel benimle diyor, sende arın, sende temizle, ben senin sözünü ileride dinleyeceğim, okyanusa beraber döneriz, diyor ve onu terbiyeye alıyor. İlerde kendisine yardımcı olması için, iyilikte hayırla öne geçmemde bana yardımcı olacaksın, sana ancak o zaman ihtiyacım olacak diyor.

 

Damlacık rehberinin gösterdiği yolda yürürken, daha önce okyanusa yürüyen büyüklerinin, dönerken bıraktıkları izleri yakalamaya gayret ediyor. Onların çektiği zahmetleri görüyor, çektiği çileleri görüyor, dünyaya gelmenin bir rahmet olduğunu, sebebi olduğunu, gönderildiği yerle geldiği yer arasındaki farkı görmeye başlıyor. Gönderildiği yere tekrar dönebilmek için aynı saflığı, aynı temizliği yakalaması gerektiğini görüyor.

 

İşte o zaman yanması gerekiyorsa yanacak, donması gerekiyorsa donacak, bunun bilincine varıyor. Ama yolda yürürken ihlâslı olması gerektiğini, riyadan uzak olmasını, sabrının sonsuz olmasını biliyor. Sıra geliyor yakaladığı izlerden yürümeye. Sonunun iyi, güzel olacağını, sabrın sonunun selamet olacağının bilincine varmıştır. Okyanusun büyüklüğünün oradaki huzurun bütünlüğün faziletini, her iyinin, güzelin kolay yoldan elde edilemeyeceğini öğrenmiş, kendisine gelen negatifleri pozitife çevirmesi için gerekli gücün, iradenin, kendinde var olduğunun, bilincindedir.

 

Sevgiliden gelen her zorluğa, zahmete, sıkıntıya sabır, şükür, hoşgörüyü, tevazu, sevgi ve teslimiyet ile bütünleşmesi, bunlar söylemesi kolay uygulaması zor erdemlerdir. Zoru başarmak insana daima iç huzuru vermiştir. Cefaya katlanan zora karşı dik duran Allah’ın emir ve yasaklarını gönlüne sığdıran onlara gönül kapısın açan ihlâslı olan riyadan uzak duran elbette bir gün onun rahmetine mazhar olacaktır.

Hz. İbrahim Allah’a olan imanı nasıl tecelli etti? Gönlünün sesini dinledi, bu kâinatın bir sahibi olmalı dedi. Yüce Allah (c.c) onun kavminden gördüğü zulme karşı gösterdiği sabrı, şükrü, Allah’a olan teslimiyetini, tefekkürünü gördü, yanan ateşin içine atıldığı andaki gönlünde yanan hak ateşinin odun ateşinden daha fazla olduğunu, dünya ateşinin onu yakmadığını gördü. Yüce Allah (c.c) onu mükâfatlandırdı, yanan ateş su, odunlar balık oldu. Gönülden yapılan her ibadet, her niyaz, zorluklar karşısında gösterilen her tefekkür ve teslimiyet mutlaka bir gün karşımıza insan hayrına olan Yüce Allah (c.c)’ün rahmeti olarak çıkacaktır. Yüce sevgi gönülden yapılan her iyinin de kötünün de hesabını yapandır. Mükâfatı büyüktür görene. Allah’ın lütfünü kazanmak zordur. Unutmamak lazım ki ;

 

Zahmet olmadan rahmet olmaz.

 

                 Denemelerim:Isparta-Haziran 2006

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz