Tozlu_1_Kitap

6/1/2008 - HAYATIN MERDİVENLERİ

 

 

                                                       MERDİVENLER...

 

Hiç düşündünüz mü, hayatınızda ne kadar vazgeçilmezdir merdivenler. Evimizin, apartmanızın olmazsa olmaz parçası. Bizi aşağıya taşıyan, yukarı çıkaran, ulaşamadıklarımıza ulaşmamız için basamak olan merdivenler.. Gün olur, alev alev yanan bir evden ağlaşan çocukları indirmek için şefkatle uzatılan itfaiye merdiveni olur. Gün olur, ağaçtaki meyveye uzanmak için uzanır merdiven. Ve daha ne çok kullandığımız yer vardır merdiveni...


Merdiven, hayatı anlatmak için kullanılır bir bakarsınız şiirlerde. "Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden" diye başlar Ahmed Haşim ve hayatı merdivenleştirir. Ardımız sıra bıraktığımız günlere ağıtlar yakar.


Nasıl anlatılır hayat merdivenle? İlk basamak neresidir, hangi hâl son basamak? Biz aslında, ademden vücuda dayanmış bir merdivende, hayat merdiveninde ilerliyoruz, adım adım, basamak basamak. Hayat adını verdiğimiz merdivende, her basamakta çok şeyler yaşayarak, kâh gülerek, kâh ağlayarak, ama hiç durmadan, bir geri basamağa inmeden ilerliyoruz.


İlk basamaklarda çocukluğumuz bekler bizi. O sıralar merdivenin farkında bile değilizdir. Her yer yakın ve her şey bizimdir. Bulutların üzerinde dünyayı seyrederiz gülerek. Kâh ana kucağının sıcaklığında dindiririz acımızı, kâh pembe hülyalara salarız kalbimizi. Gidenlerin, elimizden çıkanların farkında değiliz. Çünkü her an, her şey bizim için yeni. Ne zaman kaybolur çocukluğun büyülü dünyası? Ne zaman bulutlardan inilir, ayaklar ne zaman yere basar? Hayat sancısı hangi basamakta hissettirir kendini? Ne zaman kaybetmeye başlarız sevdiklerimizi ya da kendimizi?


Çocukluk basamakları ansızın bitiverir. Kendimizi sancılı bir delikanlılık/genç kızlık devresinde buluveririz. Kanımız çağlayarak akarken, bizi kimse tutamaz. Her şeyi biz biliriz ve kimse de bizi anlamıyordur. Her yerde olmak isteriz, her şey olmak isteriz ama mutlaka herkesten farklı kalmak, her yerden yüksekte durmak isteriz. Bize önerilenlere illâ ki karşı çıkarız. Hiç bitmeyecekmiş gibi gelir hayat ve gençlik. Öyle ki nice olmaz şeyi gözümüzü kırpmadan göze alır, yüreğimiz burkulmadan harcarız zamanı. Gün gelip beli bükük, bir ayağı çukurda ihtiyarlar olacağımızı hesap etmeyiz, bilmeyiz, düşünmeyiz. Hep böyle dinç, hep böyle genç kalacak gibiyizdir. Acıları da sevinçleri de öylesine abartılı yaşarız ki... Kederde de, sevinçte de dünyamız baştan sona değişir; ya var, ya yok olur. Gök bir güneşlidir, bir sislidir. Hayat akıp gider, ardına bile bakmadan. Hâlâ merdivendeyiz; farkında mıyız? Bilmiyoruz. Bazı tökezlemelerde hissediyoruz belki... Ayağımız takılmasa, dizlerimiz acımasa hiç hissedecek değiliz. Sarhoşuz, gençlik sarhoşu... Peki ya sonrası...


Olgunluk çağı mı? Yoksa büyük aldanmaların yaşandığı basamaklar mı? Bilmiyorum. Deli deli akan kan durulmuştur artık. Bir baltaya sap olmuşuzdur belki ya da olmak için çalışıyoruzdur. Hayat gerçekleri acıdır demeye başlamışızdır. Çünkü, artık bakmamız gereken bir ailemiz, sorumluluğunu üstlendiğimiz çocuklarımız vardır. Hayat bir koşuşturmadır; evden işe, işten eve. Problemler, çözümler arasında dokunan mekikler. Peki ya biz neredeyiz? Biz kendimiz için ne yapıyoruz?
Şimdi şakaklarımıza karlar yağdı, yürümemiz yavaşladı. İhtiyar olduk. Hiçbir şey eskisi gibi değil... Uğruna yaşadığımız her şey bizden yavaş yavaş uzaklaşıyor. Çocuklarımız şimdi kendi yollarını adımlıyor, kendi merdivenlerinin basamaklarında oyalanıyorlar. Bir zamanlar bizim yaptığımızı yapıyorlar. Hayallerine merdiven kuruyorlar, sevdalarının zirvesine tırmanıyorlar. Ve sevdiklerimiz, basamakları birlikte adımladığımız akranlarımız, akrabalarımız, dostlarımız bir bir göçüyorlar buradan. Daha bir yalnızız şimdi. Kendimizle baş başayız. Ölümle yüz yüzeyiz şimdi; hani şu uzaktaki ölümle, gençlikte bir türlü kendimize yakıştıramadığımız mezara dönük yüzümüz.


Sahi niye gelmiştik biz bu âleme. Her basamakta bizi yokluğa taşıyan merdivenleri adımlamak için mi? Yoksa her basamağında sonsuzluğu hissettiğimiz hakikat merdiveninde emin adımlarla ilerlemek için mi? Tercih bizim, hepimizin. Şimdi kararımızı verelim, merdivenimiz düşmeden, basamaklar tükenmeden.. Biz hangi merdivendeyiz? Hangi basamakta bekler bizi ecelimiz? Adımımız hangi basamakta tükenir? Adımız hangi basamağa "göçtü gitti!" diye düşer?


Şair Paul Verlaine’in sorusunu ilk basamakta sormalı değil miyiz?


İşte hayat! Aç gözünü gör;


Bak ne kadar sade.


Her günkü sade gürültüdür


Şehirden gelmekte.


Ey sen ki durmadan ağlarsın,


Döversin dizini;


Gel söyle bakalım ne yaptın,


Nettin gençliğini?


Dikkat! Merdivendeyiz! Düşebiliriz!

 

Yazı ; Senai DEMİRCİ

 

                Derlemeler :Isparta-06 Ocak 2008

 

8 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

...Fikirler kelebekler gibi,onları hafızaya iğlenemeye kalkınca bir toz yığını haline geliyorlar... Gönlümce yazabilsem benimde hürriyetim olacak. Belki yaşadığımı ve yaşamaya layık olduğumu hissedeceğim. Bu zavallı satırların bir çok okuyucusu olmazsa bile denize atılan bir şişe onlar. Belki dalgalar asırlarca sonra aşina bir ele tevdi edecek onları...Bu gaye-yi hayalle yazmak istiyorum,dekorsuz bir poz olmadan yazmak..Batan bir güneş gibi ihtişamla değil, kaderin bileklerime taktığı prangalardan kurtulmak için yazmak...Mütevazi bir odadan süslü bir salona geçer gibi,realiteden tarihe geçmek umurumda değil, Ah bir inanabilseydim ! Istırap gayyasında aylarca kaldım,orada yalnız sükut vardı.Şimdi neredesin,yanan alnımı müşfik avuçlarında dinlendirecek meçhul Dost ? Toprak olmak,bağrında çiçeklerin yükseldiği bir toprak ve çiçeklerle yaşamak istiyorum...Gayret Bizden Başarı Allah'tan...

Son Yazılar

ŞİMDİ BAHARI GELDİ ÖMRÜN
HAYATIN MERDİVENLERİ
İNSAN ÖMRÜ BULUTLARIN GEÇİŞİ GİBİ GEÇER GİDER , FARKINDA OLANIMIZ KAÇ KİŞİ ?
YÜREĞİME KARA KIŞ VURMUŞ RUHUMUN IŞIK SÜZMELERİNDE...
HAYIRLI BAYRAMLAR
SENSİZLİĞİ ÇEKİŞTİRMEK
BİR HASTA SABAHI BEKLİYOR
BİR YUDUMCUK NEFES GİBİ
HAYAT BUYUR İÇERİ,İŞTE SANA PENCEREMİ AÇTIM
BİR MUM YAKTIM, BU GÜNE İNAT
BİZ KALKMIYORSAK GÜNEŞ NE YAPSIN...
GÖNÜL DAĞI
GÜL KOKAN BİR KALBİN FİLİZİYİM
KORKUSUZCA YÜRÜYORUM GECENİN ÜSTÜNE
YARINI MI BU GÜNDEN YAZDIM
SÖZ MECLİSTEN DIŞARI
BİZ İKİMİZ MEZARLAR KAZACAĞIZ İÇİMİZDE ÖLMEKTE OLANLARA
AŞKIN BİTTİĞİ YERDE ÇEKİLİR MÜREKKEBİ KALEMİN
SENİ SABIR ÇİÇEKLERİ GİBİ HOŞ KOKULU SEVMİŞTİM
VUSLATIN BAĞINA ANCAK VE ANCAK YANANLAR GİRER
BANA ÇOK GÖRME BİR AVUÇ TOPRAĞINI
HAYIRLI BAYRAMLAR
GEÇMİŞİN YADIYLA AVUNUR İNSAN
NEREDE PERVAZLARIMA KONAN YUŞUFÇUK KUŞLARI
ÖMRÜMDEN HER GEÇEN GÜN BİR YAPRAK DAHA DÜŞÜYOR

Bağlantılarım

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
KalbiminKalemi32

Kategoriler

  • Denemeler
  • Derlemeler
  • Guncel
  • Sectiklerim
  • Sevgi Hikayeleri
  • Siir
  • Tasavvuf
  • Tebesssum
  • Ustalardan
  • Arkadaşlarım

    tugbakbeyinan
    sophia
    silagurkan
    turkanzeybek
    kayipdusler
    fezawww
    Mansur
    huznunyuzueylul
    rumuzsehadet
    uzlet
    elaj
    fatoscb
    ResuleVuslat
    zahara
    pitircik1984
    BESMELE
    suzu
    yust
    sevgipenceresi
    zerirem
    huzuncile
    nursalkimi
    dilsizmutercim
    Romantikmeyhane
    gifdunyasi
    hayalodasi
    enci
    lalezari
    afranur38
    RosieSairalinde
    hakkdostu
    illakimm
    enci2
    Ebrar67
    hayalleringemisi
    bendesaklisin
    resulevuslat2
    mizikci
    narinkalp
    hayatdenilen
    mahkumsercem
    kalptenkalbe22
    BILGENUR
    nefise45
    sivist
    sarmasikgullerim
    kevserekanmak
    vaktileyl