9/11/2007 - GÜL KOKAN BİR KALBİN FİLİZİYİM |

RÜVEYDA
Fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına bir güvercin uçurup kıtalar arasından çağırdın beni geçerek birer birer sürgün kanyonlarını derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı yetim çığlıklarımı duyurmak üzre sana koşup geldim, iliştir beni memnu' bahtına
adını söylemek istemiyorum her hecesi amansız bir kor dudaklarımda her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım,
adını söylemek istemiyorum Rüveyda dediğim zaman anla ki senin için yürüyor kelimeler çığlığımın atar damarlarından
hangi yıldızdır bilmem gözlerin kayar da üzerime Rüveyda önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime sonra açılır önümde ıstırap vadileri silik renkleriyle adımlarıma çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir hayalin bittiği menfeze doğru alaca bir at koşar içimde zamansız mekansız nefese doğru
uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda oysa Rüveyda baştan başa ben kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyim
kitaplara sürdüğüm kapkara lekelerden bir anlatsam nasıl utandığımı bir doğrulsam eğrildiğim yerlerden ağarır tanyeri nilüferlerin alaca bir at koşar içimde ezer toynaklarıyla anılarımı
sular köpürmemeliydi Rüveyda kırılmamalıydı ıslak dalları hasret selvilerinin ben zehire alışkınım, şerbete değil, rüyalar nefret eder avare duruşumdan kabuslar çeker ancak derdimi yer yüzünde sen gün boyu bir ufuk türküsüyle beraber ben her gece bir mehdi türküsüyle çilekeş yargılamak için z******* kayıtlarını inkılap bekliyorum
hangi umut çiçeğidir bilmem ellerin uzanır da gönlüme Rüveyda derinden bir ok saplanır bağrıma beynimi çağıran bir sese doğru alaca bir at koşar içimde zamansız mekansız nefese doğru
varlığın cinayettir memleketinde işlenen akıtır kanlarını asil pehlivanların yokluğun sükûnettir, kuşatır evrenini varlığın ve yokluğun ölümüdür baharın
artık eskisi gibi bakamıyorsun göklerinde bir belkıs otururdu Rüveyda binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin güneş bir anne gibi dururdu baş ucunda artık dokunamıyor kakülün bulutlara karalara bürünmüş saçlarında dolunay ben bu kadar zulme layıkmıyım Rüveyda
hangi ressamı vurur bilmem endamın sarar da benliğimi ben beni tanımam kaldırımlarda kafesleri yutan kafese doğru alaca bir at koşar içimde zamansız mekansız nefese doğru
kırmızı bir kurdela bağlayarak alnına duydun mu orkideye dua eden diriyi bu ısmarlama yüzler yokmu Rüveyda bu yapmacık bebekler gözyaşı akıtırken gülenler yokmu beni kahrediyor geceler boyu
hangi çağın gelişidir bilmem gülüşün soluk bir dünyanın mezarlarına gömerek gurbetimi kapadı karanlığa yesrib kapılarını meydan okuyuşun çağın ordularına bilmem hangi mevsimin başlangıcıdır doruklardan öte hevese doğru alaca bir at koşar içimde zamansız mekansız nefese doğru
yasını tutuyorum kararttığım düşlerin yıpranmış divaneler gibiyim sokaklarda amansız bir ütopya üfleyen pencereler lif lif yoluyor dram seyyahı bedenimi önümde haksızlığın hesaba çekildiği hiç kimsenin kimseyi tanımadığı mahşer arkamda kare kare ömrümü belirleyen hatırladıkça yanıp tutuştuğum resimler söyle nasıl aşarım pişmanlık dağlarını yeniden bir nil olup taşarmıyım çöllere kim giydirir başıma tacını nihayetin kim takar bileğime hürriyet künyesini karada balık gibi nasıl yaşarım söyle
Rüveyda, seziyorum tahammülün kalmadı ama dur boşaltayım bütün çığlıklarımı asırlardır köhne barınaklarda çürüyen küflenen çığlıklarımı at vuruldu, içim paramparça Rüveyda gölgelerin ardına sakladım kusurumu sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin ben burda damla damla eriyip akıyorum yinede çiğnetemem kimseye gururumu istenmediğim yeri sessizce terk ederim hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu mahzun bir derviş gibi boyun büker giderim...
Derlemeler : Isparta-09 Kasım 2007
|
| • Yorum yaz! |
12/11/2007 - hayırlı akşamlar. |
| Yazan beyzanur |
| emegıne saglık mehmet abı,çok guzel bır şir ...selam ve dua ıle kalın. |
| Bağlantı |
24/11/2007 - cokbeyendım |
| Yazan ruveyda |
benımsımımderuvedacok guzelbı sıır
|
| Bağlantı |
|
Hakkımda
...Fikirler kelebekler gibi,onları hafızaya iğlenemeye kalkınca bir toz yığını haline geliyorlar... Gönlümce yazabilsem benimde hürriyetim olacak. Belki yaşadığımı ve yaşamaya layık olduğumu hissedeceğim. Bu zavallı satırların bir çok okuyucusu olmazsa bile denize atılan bir şişe onlar. Belki dalgalar asırlarca sonra aşina bir ele tevdi edecek onları...Bu gaye-yi hayalle yazmak istiyorum,dekorsuz bir poz olmadan yazmak..Batan bir güneş gibi ihtişamla değil, kaderin bileklerime taktığı prangalardan kurtulmak için yazmak...Mütevazi bir odadan süslü bir salona geçer gibi,realiteden tarihe geçmek umurumda değil, Ah bir inanabilseydim ! Istırap gayyasında aylarca kaldım,orada yalnız sükut vardı.Şimdi neredesin,yanan alnımı müşfik avuçlarında dinlendirecek meçhul Dost ? Toprak olmak,bağrında çiçeklerin yükseldiği bir toprak ve çiçeklerle yaşamak istiyorum...Gayret Bizden Başarı Allah'tan...
Kategoriler
DenemelerDerlemelerGuncelSectiklerimSevgi HikayeleriSiirTasavvufTebesssumUstalardan
Arkadaşlarım
• tugbakbeyinan • sophia • silagurkan • turkanzeybek • kayipdusler • fezawww • Mansur • huznunyuzueylul • rumuzsehadet • uzlet • elaj • fatoscb • ResuleVuslat • zahara • pitircik1984 • BESMELE • suzu • yust • sevgipenceresi • zerirem • huzuncile • nursalkimi • dilsizmutercim • Romantikmeyhane • gifdunyasi • hayalodasi • enci • lalezari • afranur38 • RosieSairalinde • hakkdostu • illakimm • enci2 • Ebrar67 • hayalleringemisi • bendesaklisin • resulevuslat2 • mizikci • narinkalp • hayatdenilen • mahkumsercem • kalptenkalbe22 • BILGENUR • nefise45 • sivist • sarmasikgullerim • kevserekanmak • vaktileyl
|