Tozlu_1_Kitap

19/1/2008 - ŞİMDİ BAHARI GELDİ ÖMRÜN

 

 

ŞİMDİ BAHARI GELDİ ÖMRÜN…

 

Hey gönül hey! Sık dişini az kaldı… Yakındır yâr perçeminde gölgelenişimiz. Murâdın ayak sesiyle uğuldayan duvarlar, kavuşmak üzre Hak’ka yalvardığın demlerin yankısıyla şenlenir artık… Bahtın kara giymeye merak edişine karşı gözümüzü kararttık… Duy gönül duy! Vakit kavuşmak vaktidir gayrı… Hem… Olmaz böyle yârdan ayrı!

 

Şafak sökerken gözlerine dolan hayalin en tatlı yerinde, titreyip doğrulduğun yatağından, Besmeleyle kalkıp seccadenin üzerinde aşkın hakikatini gösterene şükür ettiğin demlerin hatırına… Vuslat bir karıştan daha yakın bir vadeye layık görüldü. Ve sen deli gönlüm… Sen ve senin o yılgınlık tanımaz yelelerin… Cânânın bir çift kuğu kadar beyaz ve nazenin elleriyle örüldü… Zafere koşan atların toynak sesinden ilham alan saatler, sabır ikindilerinde yâr diyerek çırpınır hâlâ… Tamam, gönül tamam… Sabır dergâhında yudumladığın uzleti bozmayayım… Pekâlâ!

 

Meçhul diyerek âlemi dolaştığım zamanlarda… Fani dünyanın fani kurallarınca meçhuldü yâr… Lâkin bildik ve tanıdıktı. Şundan ki; tâ Levh-i Mahfuz’da… Ruhların imtihan dünyasına gitmek üzre sırasını beklediği o ilahi koridorda… Şu an sahip olduğumuz aklın izah etmeye yetmeyeceği bir zaman ve mekân kavramının kuşattığı o yerde… Nur süvarilerinin ayak izinden aheste adımlarla yürürken… Tam dokuz adım gerimde, bir gonca salındı. Fecrin ılık rüzgârından ilham aldığı belli buğulu nazarından içime süzülen sevda cevherinin, her zerremde bir ihtilâl misali fırtına koparışını nasıl tarif edeyim? O ân aşkın billur kelepçeleriyle bağlandık birbirimize… Dünyaya inmek üzere “Kün!” emriyle birlikte anne rahmine düşerken, gözüm arkada kaldı. Yâr ile ayrı kalmak pek incitti yüreciğimi… Fani elbiselerimin içerisinde gezdirdiğim âşık ruhumu, nihayetinde kavuşmayla taçlanacak bir arayışa sevk etmemin yegâne sebebi de bu idi. Nerede, ne zaman, nasıl ve hangi sıfatla onu bulacağımı bilmeden aradım. İşte bu sebeptendir ki a gönül! Hayalimde açmaya tereddüt eden goncanın ipek saçlarını “Aşkım!” diyerek taradım.

 

Yıllar yıllara ulanıp, ruhum hasretin amansız girdabında bulanırken… Her nefeste yâr, varlığıyla dilime dolanırken… Şiirlerin sırtına “Gel!” diyerek fermanlar ekledim. Bilmem kaç mevsim o canlar canının yolunu bekledim. Fuzuli Dedemin sır dolu beyitleriyle biledim aşka âşık ruhumu… Baki’nin yâr diyerek dudağı yarılmış divitinden sebat devşirdim. Nedim gibi şuh itirazlarım da oldu Yedi Tepe akşamlarına… Şeyh Galip töresince suda yürüdüm bir vakit… Aşk, özümde mayalanıp kıvamına ermeye başladıkça… Yaklaştığımı müjdelediler, her bahar yârdan haber getiren turnalar. Sabır oldu her nefesim, sabır kesildi her adımım, sabır akıttı su içtiğim çeşmeler ve avuçlarımı okşayarak dökülen sabırla doldu kurnalar…

 

Bir İstanbul ikindisine saklandığını sezdim sonra, ezelden beri beklediğim İlahi randevunun… Kalemimden alev püskürttüm Der-Saadet semalarına… Ola ki yâr görür de unutmadığımı ve yana yakıla onu aradığımı sezer diye… Üstelik mehtabı tellal ettim Boğaz’ın lacivert sularında salındığı geceler… Avaz avaz bağırttım mehtabı, “Kim demiş âşık gönül bezer” diye…


Yârin duyacak takati oluncaya kadar nidâmla kuşattım ak sayfaları… Sırrımı bilecek olana âşikâr etmek derdiyle dile düştüm. Dile düşmeden güle düşülmezdi. Bülbül tavrımı yeren bakışlara inat, en tiz perdeden haykırdım aşkımı… Yâr destur vermedikten sonra aşk yükü bölüşülmezdi. Evvelâ bölüştük ve dahi sonra gülüştük… Vuslat omzumuza konmak üzre alçalır oldu manilerin tel örgülerle kuşattığı göklerden… Ve muradın bereketli dallarıyla müsemma ağacı, su dilenir oldu naz yapmaktan imtinâ etmeyen köklerden…

 

Şimdi baharı geldi ömrün… Söylesene a gönül… Ben nasıl edeyim de sus-pus oturup, sabır ile o mukaddes anı bekleyeyim. Ben bülbülüm a gönül… Ben bülbülüm… Ben şeyda çığlığımla “Güüüüüüüüllll!” diye inletmezsem gökkubbeyi, aşk ehli sır sahiplerinin indinde, itibarım kalır mı? Kalmaz! O sebepten hey benim deli gönlüm… Biraz daha delir de, kavuşmak menzilinde, gemi azıya almış ruhumun saçaklarına tutunup kerevete çıkalım… Maniler dağ kesilse de önümüzde, korkma! Aşk ile vurduğumuz bir fiskede yıkalım…

 

Aşkı bilmeyene tuhaf gelir sözümüz… Gönül… Aşkı bilmeyen, bizim bu kelâmımızın cebinde sakladığı merâmı da çözemez! Unutma, ey yâr için yardan attığım deli gönlüm! Yâr dediğimiz gökte hilâldir ve naz ederek salınır. Biz dahi yıldız olduk o yâre… Unutma! Gök, siyah kadife kaftanını giydiği vakit, hilâl, yıldızsız gezemez! Bundan gayrı söze ne hâcet… Yâr hilâlim olmuş ya, Hak emriyle helâlim de olacak işte…


Gözüm kapıda, kulağım kirişte…

 

       Alıntı ;Derlemeler :Isparta-20 Ocak 2008

 

 

13 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son Sayfa • Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

...Fikirler kelebekler gibi,onları hafızaya iğlenemeye kalkınca bir toz yığını haline geliyorlar... Gönlümce yazabilsem benimde hürriyetim olacak. Belki yaşadığımı ve yaşamaya layık olduğumu hissedeceğim. Bu zavallı satırların bir çok okuyucusu olmazsa bile denize atılan bir şişe onlar. Belki dalgalar asırlarca sonra aşina bir ele tevdi edecek onları...Bu gaye-yi hayalle yazmak istiyorum,dekorsuz bir poz olmadan yazmak..Batan bir güneş gibi ihtişamla değil, kaderin bileklerime taktığı prangalardan kurtulmak için yazmak...Mütevazi bir odadan süslü bir salona geçer gibi,realiteden tarihe geçmek umurumda değil, Ah bir inanabilseydim ! Istırap gayyasında aylarca kaldım,orada yalnız sükut vardı.Şimdi neredesin,yanan alnımı müşfik avuçlarında dinlendirecek meçhul Dost ? Toprak olmak,bağrında çiçeklerin yükseldiği bir toprak ve çiçeklerle yaşamak istiyorum...Gayret Bizden Başarı Allah'tan...

Son Yazılar

ŞİMDİ BAHARI GELDİ ÖMRÜN
HAYATIN MERDİVENLERİ
İNSAN ÖMRÜ BULUTLARIN GEÇİŞİ GİBİ GEÇER GİDER , FARKINDA OLANIMIZ KAÇ KİŞİ ?
YÜREĞİME KARA KIŞ VURMUŞ RUHUMUN IŞIK SÜZMELERİNDE...
HAYIRLI BAYRAMLAR
SENSİZLİĞİ ÇEKİŞTİRMEK
BİR HASTA SABAHI BEKLİYOR
BİR YUDUMCUK NEFES GİBİ
HAYAT BUYUR İÇERİ,İŞTE SANA PENCEREMİ AÇTIM
BİR MUM YAKTIM, BU GÜNE İNAT
BİZ KALKMIYORSAK GÜNEŞ NE YAPSIN...
GÖNÜL DAĞI
GÜL KOKAN BİR KALBİN FİLİZİYİM
KORKUSUZCA YÜRÜYORUM GECENİN ÜSTÜNE
YARINI MI BU GÜNDEN YAZDIM
SÖZ MECLİSTEN DIŞARI
BİZ İKİMİZ MEZARLAR KAZACAĞIZ İÇİMİZDE ÖLMEKTE OLANLARA
AŞKIN BİTTİĞİ YERDE ÇEKİLİR MÜREKKEBİ KALEMİN
SENİ SABIR ÇİÇEKLERİ GİBİ HOŞ KOKULU SEVMİŞTİM
VUSLATIN BAĞINA ANCAK VE ANCAK YANANLAR GİRER
BANA ÇOK GÖRME BİR AVUÇ TOPRAĞINI
HAYIRLI BAYRAMLAR
GEÇMİŞİN YADIYLA AVUNUR İNSAN
NEREDE PERVAZLARIMA KONAN YUŞUFÇUK KUŞLARI
ÖMRÜMDEN HER GEÇEN GÜN BİR YAPRAK DAHA DÜŞÜYOR

Bağlantılarım

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
KalbiminKalemi32

Kategoriler

  • Denemeler
  • Derlemeler
  • Guncel
  • Sectiklerim
  • Sevgi Hikayeleri
  • Siir
  • Tasavvuf
  • Tebesssum
  • Ustalardan
  • Arkadaşlarım

    tugbakbeyinan
    sophia
    silagurkan
    turkanzeybek
    kayipdusler
    fezawww
    Mansur
    huznunyuzueylul
    rumuzsehadet
    uzlet
    elaj
    fatoscb
    ResuleVuslat
    zahara
    pitircik1984
    BESMELE
    suzu
    yust
    sevgipenceresi
    zerirem
    huzuncile
    nursalkimi
    dilsizmutercim
    Romantikmeyhane
    gifdunyasi
    hayalodasi
    enci
    lalezari
    afranur38
    RosieSairalinde
    hakkdostu
    illakimm
    enci2
    Ebrar67
    hayalleringemisi
    bendesaklisin
    resulevuslat2
    mizikci
    narinkalp
    hayatdenilen
    mahkumsercem
    kalptenkalbe22
    BILGENUR
    nefise45
    sivist
    sarmasikgullerim
    kevserekanmak
    vaktileyl